1 Ekim 2008 Çarşamba
KAST SİSTEMİ DEVAM EDİYOR HALA!...
Evet kast sistemi hala devam ediyor. Belki eskisi gibi, kastlar arası geçiş imkansızlığı günümüzde yok ama, şartlar ve imkanlar açısından bakıldığında, kast sisteminin devam ettiğini görebileceksiniz. Mesela şartlar ve imkanlar derken, buna aileden başlayıp disiplinli bir hayata kadar oluşan yelpaze de girmektedir.
Daha henüz ortaokul lise çağlarında çocuklarımızın geleceğini planlayan, sözüm ona planlamayı ise not sistemi olarak algılayan bir zihinle karşı karşıyayız. Mesela lisede ki, not ortalaman ve mezuniyet alanın senin daha hayata başlamadan, hayatını manüple etmeye başlıyor. Mesela şans eseri büyük bir rahatsızlık geçirmekten dolayı, ders sistematiğinden uzaklaşman ve bunun sonucu uzun bir sürede toparlanma süreci yaşaman veya disiplinsiz veya gamsız bir ailenin çocuğu olarak eğitim sürecine katılman, şüphesiz ki, not ortalamanı etkileyeceği gibi senin gerçekte yetenekli olduğun alanla arana da mesafe koyacaktır.
Esasen zeka dediğimiz şey algılama ve idrak yeteneğidir. Fakat çeşitli şartlar sebebi ile algılama ve idrak kabiliyetini ortaya koyamamış gençlerimizi harcıyoruz bu sınav sistemi ile.
Beni bu yazıdan dolayı eleştirenler olabilir ama onlara şu örnekle cevap vermek isterim. Üniveriteye giriş sınavının iki basamaklı olduğu yıllarda bir çok okul birincisi açıkta kalırken, eğitim sistemizin vasat diye nitelendirdiği talebeler, üniversiteye girmeye hak kazanmıştı. Esasen bu belki de onların vasatlığı değil, şartların onların üzerine yüklediği zorunlu bir vasatlıktı ve bu vasatlıktan idrak ettikleri oranda, çalışma ve disiplin ile kurtulmaları mümkündü.
İyi eğitim almış veya eğitimine iyi para harcanmış insanların karşısında, bir zamanlar yoksul insanımızın tek silahı umud etmek ve çalışmaktı. Fakat şu anda bu silahı işlevsiz hale getiren bir sınav sistemi var ki, bu da eğitimli ebeveyn ile eğitimsiz ebeveynlerin çocukları arasındaki uçurumu yadsınamaz derece de açmakta, belki de gelecekte DAHİ olacak veya olabilecek gençler, sırf FIRSAT EŞİTLİĞİ olmamasından dolayı, bozuk para gibi harcanmaktadır.
Ben bu eğitim sistemine Edison’un hikayesini anımsatmak isterim, zira Edison’un bir not ortalaması bile yoktu, çünkü gerizekalı olduğu gerekçesi ile, zaten okuldan uzaklaştırılmıştı.
Arkadaşlar, zekasını ileriye doğru ve çok yönlü olarak kullanabilen insan SIRADIŞI dır. Yoksa sıradan ve rutin sınav sisteminin tavanını hedefleyen ve ezberî mantığa dayalı, bilginin kullanımını ölçmekten yoksun bir sınav sistemi dehaları ölçemez.
Bu sebeple KAST SİSTEMİ hala devam ediyor ve fırsat eşitliğini yaratamamamızdan dolayı geleceğin dehalarını ara eleman olmaya mahkum ediyoruz hala…
Mehmet Fatih DOĞRUCAN
24 Eylül 2008 Çarşamba
23 Eylül 2008 Salı
POLİTİKA VE ÇATIŞMA
POLİTİKA VE ÇATIŞMA
Bir Önceki yazıda, politikanın yanlış bilinenin aksine, yalan yol veya dolambaçlı yol olmadığı, ŞEHİR YOLU olduğunu, genel hatları ile ortaya koymaya çalıştık.
Esasında, şehir yolu denilen kavram kendi iç tutarlılığında, sosyal ve kapsamlı bir mimarinin de taşıyıcısıdır. Burada mimari kelimesinden kastım ise, sadece bayındır ve imar edilmiş binalar değil, aynı bir bina inşa eder gibi sosyal yapıların ve sistemlerin tasarlanması, geleceğin planlanmasıdır.
Açıkça ifade etmek gerekirse politika OLMASI GEREKEN üzerinde düşünme sanatı olarak şehrin veya toplumun varacağı noktayı tayin etme çabasıdır. Elbette ki olması gerekeni tesis etme çabası, referans olarak gelecekle haşır neşir olacaktır. Gelecek fikri ise daha henüz tecrübe edilmemişliğin nesnesi olarak hayal edilen ve umut edilenle özdeş olacak, İDEAL OLAN la aynı zihin paydasında buluşacaktır. Bu sebeple geleceğe yön verme çabasında olanlar İDEALİST bir çizginin taşıyıcısı olmayı hak edeceklerdir. Bu işin Türkçesi ise geleceği tayin edecek ülkünün taşıyıcısı olarak ÜLKÜCÜ olmaktır.
Fakat günümüzde insan oğlunun gelecekle yani olması gerekenle ilgili düşüncelerinden çok olan yani hali hazırda bulunan ilgisini çekmektedir. Bu ise olandan hareket eden ve bunu nesnellik olarak algılayan Pozitivizm’in bir açmazıdır. Bu durumda olandan hareket etmek adına ürettiğimiz her politik mesele esasında üretimimiz değildir. Böylece bizim dışımızda varolan meseleleri biz sadece algılamakla konunun üreticisi değil tüketicisi konumundayız. İşte bu durum açıkçası Olması gerekeni tesis eden politikanın iflasına yol açmakta ve böylece olandan hareket etmekteyiz. Olması gereken üzerine yapılan tartışmalar ve görüşler bittiği için politik mana anlamını kaybetmekte ve en temel besleyicisi olan ÇATIŞMA ortamı ortadan kalkmaktadır. Böylece çatışma jargonunun ortadan kalkması ile beraber politika adına ya göreceli ibareler ortaya çıkmakta veya olanı tartışıp hukuk ekonomi ve kültür tartışmaktayız. Yani politika adı altında olandan hareket edip politika yerine politikanın araçları olan hukuk ekonomi kültür tartışılmaktadır.
Mehmet Fatih DOĞRUCAN

Geçtiğimiz hafta, politikanın yanlış bilinenin aksine, yalan yol veya dolambaçlı yol olmadığı, ŞEHİR YOLU olduğunu, genel hatları ile ortaya koymaya çalıştık.
Esasında, şehir yolu denilen kavram kendi iç tutarlılığında, sosyal ve kapsamlı bir mimarinin de taşıyıcısıdır. Burada mimari kelimesinden kastım ise, sadece bayındır ve imar edilmiş binalar değil, aynı bir bina inşa eder gibi sosyal yapıların ve sistemlerin tasarlanması, geleceğin planlanmasıdır.
Açıkça ifade etmek gerekirse politika OLMASI GEREKEN üzerinde düşünme sanatı olarak şehrin veya toplumun varacağı noktayı tayin etme çabasıdır. Elbette ki olması gerekeni tesis etme çabası, referans olarak gelecekle haşır neşir olacaktır. Gelecek fikri ise daha henüz tecrübe edilmemişliğin nesnesi olarak hayal edilen ve umut edilenle özdeş olacak, İDEAL OLAN la aynı zihin paydasında buluşacaktır. Bu sebeple geleceğe yön verme çabasında olanlar İDEALİST bir çizginin taşıyıcısı olmayı hak edeceklerdir. Bu işin Türkçesi ise geleceği tayin edecek ülkünün taşıyıcısı olarak ÜLKÜCÜ olmaktır. Fakat geleceği planlamak demek geleceği DİKTA altına demek değildir. Çünkü bu tarz bir planlama şüphesiz ki, toplum mühendisliği ile aynı anlama gelecek, böylece tarihin ortaya çıkardığı toplum mühendisleri ile idealistleri aynı kefeye yarleştirecektir.
Tarih, toplum mühendisliği kavramını sosyalizm, kapitalizm ve faşizmle yeteri kadar tanımıştır. O halde ülkücülerin yolu toplum mühendisliği tarzında bir gelecek planlaması değil, olasılıklar zincirini hesaplama ve iyi olanı tahayyül edebilme yönünde bir çaba olmalıdır ki, 9 ışık ideolojisi zaten bu yönde karar bildirmiş toplumun cenderesinde sıkışma ihtimali bulunan bireyi, HÜRRİYETÇİLİK VE ŞAHSİYETÇİLİK ilkesi özgür irade sınırlarında ele almıştır. O halde politik olan politikanın bütün nesneleri hesaba katmak olacaktır.
Sonraki yazıda devamını tartışmak üzere eyvallah
ZAMANI ANCAK TANRI YAŞAR İNSANLAR ÖLMEK İÇİNDİR.